Ağır bir zehirlenme geçirip hastanede yattığım bu hafta sonunda kendime geldikten sonra yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum.
***
Sanat, kafandan geçenleri somutlaştırma çabası olabilir mi?
Ya da duyguların doruğa çıkıp taştığı anlarda başkalarının da aynı şeyleri hissetmesi için duyduğun açlık sonucu yarattığın şey mi?
Sanatla karşılaştığında onu anlamıyorsan, içinde hissetmiyorsan o senin için sanat değil midir? Başkası için olabilir mi? Öyleyse sanat herkes için sanat değil midir?
Belki de yalnızca karşılaştığın şey sana doğru yerden dokunmamıştır. Belki de sanatçıyla yaşantılarınızın kesişim noktasını bulamamışsındır.
Karşılaştığın şeyi unutup anlayabileceğin şeyleri aramak mı, yoksa durup onu anlamaya çalışmak mı daha doğru, cevapsız sorular… Belki de her zaman doğru olanı yapmaya çalışmak doğru değildir.
Sanat hissettiklerini somutlaştırmaksa, sevdiğine dokunmak, öfkelendiğine bağırmak, hüzünlendiğine ağlamak, mutlu olduğunda şımarmak da sanat mıdır?
Güzel olana mı sanat denir? Bazen acı da mutluluk kadar güzel değil midir? Bu yüzden sevmez misin acıklı filmleri, şarkıları? Acının da, öfkenin de güzeli varsa, güzeli düşününce aklında neden hep mutluluk imgeleniyor? En zor ulaşabildiklerin mi güzeldir hep yoksa?
Asıl soru, benim güzel gördüğümü sen de güzel görüyor musun?
Belki de sevinçlerinde, tutkularında, acılarında, etrafında görüp duyduklarında hissettiğin güzelliği nasıl güzel gördüğünü, başkasının da güzel görmesi için, bir şekilde anlatmaya çalışmaktır sanatçılık.
Belki de anlattığın güzelliği senin gözünden gören olduğunda sanattır yaptığın.
Herkes sanatçı olabilir, ama herkes sanat yapamaz demek olur bu da…
Kim bilir… Belki de öyledir.
***


Posted on November 1st, 2011 at 4:19 pm by Renan Cakirerk
185 views 0